BAYANLARIN OTOMOBİL ÖĞRENMESİNDE, EĞİTMENİN ÜZERİNDE DÜŞEN GÖREVLER
Bu makale kadın ve erkek otomobil sürüş adaylarının, otomobil öğrenme becerilerini kıyaslama amacıyla değil, bir eğitici gözüyle bayanlara otomobil öğretme konusundaki incelikleri ortaya çıkarmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Otomobil eğitimi, uygulamalı bir eğitim olup, bazı fiziksel yeterlilikler gerektirir. Fiziki yeterliliğin yanı sıra, psikolojik anlamda istekli olmak, öğrenmeye açık olmak, zihnin dolu olmaması gibi hususlar da diğer gerekliliklerdir.
Bu yeterlilikler elbette cinsiyete göre değişiklik arz eder. Bir kadın ile erkeğin kas güçleri, anatomik özellikleri vb. durumlar elbette eşit değildir. Bu noktada sorulması gereken soru; otomobil öğrenmek için erkekler kadar güçlü olmaya gerek olup olmadığıdır. Cevap elbette “hayır” olacaktır. Sonuçta otomobili kas değil, fizik kuralları ve beyin sürecektir.
Eğitici açısından sorun; kadınların ve erkeklerin öğrenme ile ilgili becerilerini, farklılıkları bilip bilmemekle başlamaktadır. Eğitmen, kadınlara erkekler gibi otomobil eğitimi vermemelidir.
Öğrenme becerileri ile ilgili konuda yapılan çalışmalar; kızların dil öğrenimine ve sözlü iletişime, erkeklerin ise el becerisi ve hesaplamaya daha yatkın olduğunu gösteriyor (Gürsoy; 2007).
Yani, bayanlar sözel, erkekler ise beceri gerektiren konularda daha iyi öğreniyor. Ancak bu otomobil sürmeyi öğrenme konusunda, beceri gerektirdiği için erkeklerin daha iyi olacağı anlamına gelmez. Çünkü, tecrübeler göstermektedir ki, otomobil sürmek beceriden daha çok zeka gerektirir. O halde kadın olsun erkek olsun otomobil sürmeyi öğrenecek insanlarda ilk aranması gereken nokta kavrama yetisidir.
Otomobil eğitiminde, bayan ve erkekler arasında en çok gözlemlenen farklılık öz yeterlilik duygusudur. Bu duygu, erkeklere nazaran bayanlarda daha fazla gözlemlenen bir özelliktir. Öz yeterlik inancı kavramı, bireylerin olası durumlarla başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabileceklerine ilişkin bireysel yargılarıyla ilgilidir (Bandura, 1982).
Yeterlik inançlarında, öz yeterlik ve sonuç beklentisi olarak iki güdüleyici faktör söz konusudur. Öz yeterlik, bir işi ve görevi etkileyen bireysel yeterliklerle ilgili inançlar, sonuç beklentisi ise, eylemlerin belirli sonuçlar doğuracağı ile ilgili inançlardır (Akbulut,2006).
Öz yeterlik inançlarını belirleyen dört temel kaynağın olduğunu belirten Bandura (1995), bunlardan en etkili olanının bireylerin doğrudan kendi deneyimlerinden kazandığı bilgiler olduğunu; diğer kaynakların ise bireylerin başarılı veya başarısız uygulamalarına ilişkin gözlemleri, toplum etkisinin başarabilmeye ilişkin etkisi ve başarıda psikolojik durum olduğunu vurgular.
Cinsiyet rol çatışmaları ve toplumun beklentileri kadının sahte bir benlik duygusu kazanmasına yol açar. Kadın ve otomobil kelimesini bir arada düşünemeyen toplumlarda bu benlik kendisini çok açık bir şekilde göstermektedir. Ülkemizde otomobil kullanan bayanların ne kadar az olduğunu istatistiklerle göstermeye bile gerek yok. Çevremizde bu sayısal azlığı, çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Fakat, toplumsal değişme ve modernizm nihayet bu sayıyı arttırmakta, bayan sürücüler hızla çoğalmaktadır.
Bayan olarak otomobil kullanmayı öğrenmeye kalkışmak, geçmiş deneyimlere göre çok zor ama cesaret gerektiren bir eylemdir. Eğitimcinin karşısında her şeyden önce “cesur” bir birey vardır.
Daha önceki “başarılı veya başarısız uygulamalar”a ilişkin gözlemler, bayanlar üzerinde etkilidir. Yani bu işi başarmış bir bayanın varlığı, otomobil öğrenecek bayan açısından önem arz eder. Bir eğitmen olarak muhtemelen karşınızda otomobil sürmeyi bilen bir bayandan ilham almış bir birey bulunmaktadır.
Diğer taraftan bakacak olursak, kendisinden önce uygulama yapan bir bayanın başarısızlığı, sanki kendisi yapmış gibi bir karamsarlık oluşturur. Otomatik olarak kendisini başarısızlığa uğramış bayanın yerine koyar. Bayanların otomobil eğitimi aşamasında güdüleyici örneklere, motivasyona ve ilgiye ihtiyacı vardır.
Bayanlar otomobil eğitimi alırken, genel olarak başkalarının önünde beceremem-rezil olurum gibi düşünceye hakimdirler. Bu yüzden bayanları herkesin gözü önünde değil, ayrı ve yalnız olarak çalıştırmak gerekir.
Her şey yolunda gidiyorsa, yani bayan sürücü adayımız alıştırmaları teker teker başarıyorsa muhtemelen çok hızlı bir şekilde sonuç beklentisi ne girecektir. Yani biran önce eğitimi bitirmek, biran önce başarıya ulaşmak gibi beklentilere girecektir. Bu noktada eğitmene düşen görev, her şeyin adım adım gitmesi gerekliliğini karşısındakine benimsetmek olmalıdır. Ya da karşısındakinin heves ve çabuk sonuç beklentisi karşısında eğitmen olarak aceleci davranmaması gerekmektedir.
Otomobil eğitimi aşamasında bayanlar, duygusal davranabilirler. Bu duygusal yoğunluk genelde karşımıza hırs olarak çıksa da, aksi durumlar da söz konusu olabilmektedir. Hırs, başarıyı kolay getirdiği gibi çabuk hataya da neden olur. Eğitmen olarak, karşımızdakinin hırsını iyi kullanmalıyız. Duygusal yoğunluktan kaynaklanan aksi durumlar ise genelde başaramama duygusu veya çabuk pes etme şeklinde olabilir. Yine burada eğitmene büyük bir iş düşmektedir. Tecrübeler göstermektedir ki; kursun başında pes edipte geri döndürülebilen bayanların pek çoğu herkesten daha başarılı olmuşlardır.
Yüksek düzeyde öz yeterliğe sahip bireyler, zorluk düzeyi yüksek olan çalışmalarla karşı karşıya kaldıklarında daha rahat ve verimli olabilirler. Düşük öz yeterlik inancına sahip kimseler ise yapacakları çalışmaların gerçekte olduğundan daha da zor olduğuna inanırlar. Bu tip bir düşünce; kaygıyı ve stresi arttırırken; kişinin bir sorunu en iyi şekilde çözebilmesi için gereken bakış açısını daraltır. Bu nedenle öz yeterlik inancı, bireylerin başarı düzeylerini çok güçlü bir şekilde etkilemektedir (Pajares, 2002, Akt.: Üredi, 2006).
Bayanların öz yeterlilik inançlarının erkelere göre daha fazla olduğu göz önüne alınırsa, bayanların daha kolay otomobil öğrenebilecekleri göz ardı edilmemelidir. Burada sorun, karşımızdaki bayanda değil, eğitmenin yeterliliğindedir. İyi ve tecrübeli bir eğitmen, bu inancı lehte kullanırsa, başarı elbette kaçınılmazdır.
Kadınlar, kendilerinin dışında herkesin sorumluluğunu üstlenirler. Diğer insanların (ana-baba, çocuklar, aile arkadaşlar vb.) gereksinimlerine öncelik verirler. Bu şekilde sorumluluğu kolay alabilen bir bireyin otomobil eğitiminde, otomobil sürebilmeyi bir sorumluluk olarak ele alabilmesi sağlanmalıdır. Yapılan alıştırmalar, uygulamalar bir beceri göstergesi değil, bayanın yapması gereken bir sorumluluk olarak ele alındığında daha kolay sonuç alınabilir. Bunu karşınızdaki öğrenciye bir ödev vermek gibi düşünebilirsiniz.
Örnek verecek olursak; bir çok alıştırmadan sonra yapılacak vites küçültme çalışmasında bayan kursiyere: “-Bu zamana kadar defalarca vites küçültmeyi yaptık .-Bu çalışmayı yapamazsan benim itibarım kaybolur.-Seninle aynı araçta bulunanlar benim hocalığımı yargılarlar” şeklinde bir konuşma yapıldığında, bayan kendisi için değil, hocası için başarı sağlama yoluna girecektir. Üzerinde hocanın itibarı ile ilgili bir sorumluluk mevcuttur...
Kadınlarla erkekler “aynı dili konuşmayı” öğrenemedikleri için iki cins arasında iletişim sorunları yaşanır. İki cins ayrı dillerde konuşurken, karmaşık mesajları düzenleyerek arada iletişimi düzeltecek bir çevirmen de yoktur. Erkekler, öfkelerini ifade etme eğilimindeyken, kadınlar acılarını ve gereksinimlerini ifade etme eğilimindedirler (http://www.pdrciyiz.biz/archive/?t-3666.html).
Bu yüzden genelde karı-koca ilişkisi çerçevesinde, otomobil eğitimi verilmemelidir. Herhalde “Kocadan hoca olmaz” deyimi de bu sebepten ortaya çıkmıştır. Erkek bir eğitmen, kadın bir kursiyere eğitim esnasında kolayca öfkelenebilir. Eğitmen; karşısındaki yapamıyor diye sinirlenirken, kadın eğitmenin kendisini anlamadığını düşündüğünden sürekli yorumlar yapabilir-sorular sorabilir. O halde, bir bayana otomobil sürmeyi öğretirken en önemli şey iletişim kurabilmektir. Yine bu noktada eğitmene büyük görev düşmektedir. İletişim kanallarını en iyi şekilde kullanması gerekir. Sabırlı olması gerekir. Anlayışlı olması gerekir.
Sonuç olarak, bayanlarla erkekler arasında otomobil öğrenme konusunda herhangi bir üstünlük söz konusu değildir. Otomobil öğrenmek isteyen bayanların alkışlanacak cesaretleri eğitmen tarafından iyi değerlendirilmelidir. Ülkemizde, sosyal hayatta, modernleşmenin bir gereği olarak daha fazla bayan sürücüler görmek istiyorsak, toplumsal bakış açımızı değiştirmeliyiz. Kadınlara yeterlilik konusunda her platformda cesaret vermeliyiz.
Schunk (1990)’a göre yeterlik inancı, insan davranışlarının en önemli yordayıcısıdır. Bireyler bir görevi gerçekleştirmek için gerekli yeteneğin ve denetim gücünün kendilerinde bulunduğuna inanırlarsa, bu görevi seçmek için daha istekli olur, bu konudaki kararlılıklarını dile getirir; gereken davranışları sergilerler (Sharp, 2002).
Bayanlar, otomobil sürebilme yeterliliğine sahiptirler. Türkiye’nin modernleşmesi kapsamında bu görev erkelere düşmektedir. Trafikte daha çok bayan,daha modern bir Türkiye için herkes taşın altına elini sokmalıdır.
*Oktay ÇELİK / Motosiklet Eğitmeni / Baş komiser
Bu makale kadın ve erkek otomobil sürüş adaylarının, otomobil öğrenme becerilerini kıyaslama amacıyla değil, bir eğitici gözüyle bayanlara otomobil öğretme konusundaki incelikleri ortaya çıkarmak amacıyla kaleme alınmıştır.
Otomobil eğitimi, uygulamalı bir eğitim olup, bazı fiziksel yeterlilikler gerektirir. Fiziki yeterliliğin yanı sıra, psikolojik anlamda istekli olmak, öğrenmeye açık olmak, zihnin dolu olmaması gibi hususlar da diğer gerekliliklerdir.
Bu yeterlilikler elbette cinsiyete göre değişiklik arz eder. Bir kadın ile erkeğin kas güçleri, anatomik özellikleri vb. durumlar elbette eşit değildir. Bu noktada sorulması gereken soru; otomobil öğrenmek için erkekler kadar güçlü olmaya gerek olup olmadığıdır. Cevap elbette “hayır” olacaktır. Sonuçta otomobili kas değil, fizik kuralları ve beyin sürecektir.
Eğitici açısından sorun; kadınların ve erkeklerin öğrenme ile ilgili becerilerini, farklılıkları bilip bilmemekle başlamaktadır. Eğitmen, kadınlara erkekler gibi otomobil eğitimi vermemelidir.
Öğrenme becerileri ile ilgili konuda yapılan çalışmalar; kızların dil öğrenimine ve sözlü iletişime, erkeklerin ise el becerisi ve hesaplamaya daha yatkın olduğunu gösteriyor (Gürsoy; 2007).
Yani, bayanlar sözel, erkekler ise beceri gerektiren konularda daha iyi öğreniyor. Ancak bu otomobil sürmeyi öğrenme konusunda, beceri gerektirdiği için erkeklerin daha iyi olacağı anlamına gelmez. Çünkü, tecrübeler göstermektedir ki, otomobil sürmek beceriden daha çok zeka gerektirir. O halde kadın olsun erkek olsun otomobil sürmeyi öğrenecek insanlarda ilk aranması gereken nokta kavrama yetisidir.
Otomobil eğitiminde, bayan ve erkekler arasında en çok gözlemlenen farklılık öz yeterlilik duygusudur. Bu duygu, erkeklere nazaran bayanlarda daha fazla gözlemlenen bir özelliktir. Öz yeterlik inancı kavramı, bireylerin olası durumlarla başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabileceklerine ilişkin bireysel yargılarıyla ilgilidir (Bandura, 1982).
Yeterlik inançlarında, öz yeterlik ve sonuç beklentisi olarak iki güdüleyici faktör söz konusudur. Öz yeterlik, bir işi ve görevi etkileyen bireysel yeterliklerle ilgili inançlar, sonuç beklentisi ise, eylemlerin belirli sonuçlar doğuracağı ile ilgili inançlardır (Akbulut,2006).
Öz yeterlik inançlarını belirleyen dört temel kaynağın olduğunu belirten Bandura (1995), bunlardan en etkili olanının bireylerin doğrudan kendi deneyimlerinden kazandığı bilgiler olduğunu; diğer kaynakların ise bireylerin başarılı veya başarısız uygulamalarına ilişkin gözlemleri, toplum etkisinin başarabilmeye ilişkin etkisi ve başarıda psikolojik durum olduğunu vurgular.
Cinsiyet rol çatışmaları ve toplumun beklentileri kadının sahte bir benlik duygusu kazanmasına yol açar. Kadın ve otomobil kelimesini bir arada düşünemeyen toplumlarda bu benlik kendisini çok açık bir şekilde göstermektedir. Ülkemizde otomobil kullanan bayanların ne kadar az olduğunu istatistiklerle göstermeye bile gerek yok. Çevremizde bu sayısal azlığı, çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Fakat, toplumsal değişme ve modernizm nihayet bu sayıyı arttırmakta, bayan sürücüler hızla çoğalmaktadır.
Bayan olarak otomobil kullanmayı öğrenmeye kalkışmak, geçmiş deneyimlere göre çok zor ama cesaret gerektiren bir eylemdir. Eğitimcinin karşısında her şeyden önce “cesur” bir birey vardır.
Daha önceki “başarılı veya başarısız uygulamalar”a ilişkin gözlemler, bayanlar üzerinde etkilidir. Yani bu işi başarmış bir bayanın varlığı, otomobil öğrenecek bayan açısından önem arz eder. Bir eğitmen olarak muhtemelen karşınızda otomobil sürmeyi bilen bir bayandan ilham almış bir birey bulunmaktadır.
Diğer taraftan bakacak olursak, kendisinden önce uygulama yapan bir bayanın başarısızlığı, sanki kendisi yapmış gibi bir karamsarlık oluşturur. Otomatik olarak kendisini başarısızlığa uğramış bayanın yerine koyar. Bayanların otomobil eğitimi aşamasında güdüleyici örneklere, motivasyona ve ilgiye ihtiyacı vardır.
Bayanlar otomobil eğitimi alırken, genel olarak başkalarının önünde beceremem-rezil olurum gibi düşünceye hakimdirler. Bu yüzden bayanları herkesin gözü önünde değil, ayrı ve yalnız olarak çalıştırmak gerekir.
Her şey yolunda gidiyorsa, yani bayan sürücü adayımız alıştırmaları teker teker başarıyorsa muhtemelen çok hızlı bir şekilde sonuç beklentisi ne girecektir. Yani biran önce eğitimi bitirmek, biran önce başarıya ulaşmak gibi beklentilere girecektir. Bu noktada eğitmene düşen görev, her şeyin adım adım gitmesi gerekliliğini karşısındakine benimsetmek olmalıdır. Ya da karşısındakinin heves ve çabuk sonuç beklentisi karşısında eğitmen olarak aceleci davranmaması gerekmektedir.
Otomobil eğitimi aşamasında bayanlar, duygusal davranabilirler. Bu duygusal yoğunluk genelde karşımıza hırs olarak çıksa da, aksi durumlar da söz konusu olabilmektedir. Hırs, başarıyı kolay getirdiği gibi çabuk hataya da neden olur. Eğitmen olarak, karşımızdakinin hırsını iyi kullanmalıyız. Duygusal yoğunluktan kaynaklanan aksi durumlar ise genelde başaramama duygusu veya çabuk pes etme şeklinde olabilir. Yine burada eğitmene büyük bir iş düşmektedir. Tecrübeler göstermektedir ki; kursun başında pes edipte geri döndürülebilen bayanların pek çoğu herkesten daha başarılı olmuşlardır.
Yüksek düzeyde öz yeterliğe sahip bireyler, zorluk düzeyi yüksek olan çalışmalarla karşı karşıya kaldıklarında daha rahat ve verimli olabilirler. Düşük öz yeterlik inancına sahip kimseler ise yapacakları çalışmaların gerçekte olduğundan daha da zor olduğuna inanırlar. Bu tip bir düşünce; kaygıyı ve stresi arttırırken; kişinin bir sorunu en iyi şekilde çözebilmesi için gereken bakış açısını daraltır. Bu nedenle öz yeterlik inancı, bireylerin başarı düzeylerini çok güçlü bir şekilde etkilemektedir (Pajares, 2002, Akt.: Üredi, 2006).
Bayanların öz yeterlilik inançlarının erkelere göre daha fazla olduğu göz önüne alınırsa, bayanların daha kolay otomobil öğrenebilecekleri göz ardı edilmemelidir. Burada sorun, karşımızdaki bayanda değil, eğitmenin yeterliliğindedir. İyi ve tecrübeli bir eğitmen, bu inancı lehte kullanırsa, başarı elbette kaçınılmazdır.
Kadınlar, kendilerinin dışında herkesin sorumluluğunu üstlenirler. Diğer insanların (ana-baba, çocuklar, aile arkadaşlar vb.) gereksinimlerine öncelik verirler. Bu şekilde sorumluluğu kolay alabilen bir bireyin otomobil eğitiminde, otomobil sürebilmeyi bir sorumluluk olarak ele alabilmesi sağlanmalıdır. Yapılan alıştırmalar, uygulamalar bir beceri göstergesi değil, bayanın yapması gereken bir sorumluluk olarak ele alındığında daha kolay sonuç alınabilir. Bunu karşınızdaki öğrenciye bir ödev vermek gibi düşünebilirsiniz.
Örnek verecek olursak; bir çok alıştırmadan sonra yapılacak vites küçültme çalışmasında bayan kursiyere: “-Bu zamana kadar defalarca vites küçültmeyi yaptık .-Bu çalışmayı yapamazsan benim itibarım kaybolur.-Seninle aynı araçta bulunanlar benim hocalığımı yargılarlar” şeklinde bir konuşma yapıldığında, bayan kendisi için değil, hocası için başarı sağlama yoluna girecektir. Üzerinde hocanın itibarı ile ilgili bir sorumluluk mevcuttur...
Kadınlarla erkekler “aynı dili konuşmayı” öğrenemedikleri için iki cins arasında iletişim sorunları yaşanır. İki cins ayrı dillerde konuşurken, karmaşık mesajları düzenleyerek arada iletişimi düzeltecek bir çevirmen de yoktur. Erkekler, öfkelerini ifade etme eğilimindeyken, kadınlar acılarını ve gereksinimlerini ifade etme eğilimindedirler (http://www.pdrciyiz.biz/archive/?t-3666.html).
Bu yüzden genelde karı-koca ilişkisi çerçevesinde, otomobil eğitimi verilmemelidir. Herhalde “Kocadan hoca olmaz” deyimi de bu sebepten ortaya çıkmıştır. Erkek bir eğitmen, kadın bir kursiyere eğitim esnasında kolayca öfkelenebilir. Eğitmen; karşısındaki yapamıyor diye sinirlenirken, kadın eğitmenin kendisini anlamadığını düşündüğünden sürekli yorumlar yapabilir-sorular sorabilir. O halde, bir bayana otomobil sürmeyi öğretirken en önemli şey iletişim kurabilmektir. Yine bu noktada eğitmene büyük görev düşmektedir. İletişim kanallarını en iyi şekilde kullanması gerekir. Sabırlı olması gerekir. Anlayışlı olması gerekir.
Sonuç olarak, bayanlarla erkekler arasında otomobil öğrenme konusunda herhangi bir üstünlük söz konusu değildir. Otomobil öğrenmek isteyen bayanların alkışlanacak cesaretleri eğitmen tarafından iyi değerlendirilmelidir. Ülkemizde, sosyal hayatta, modernleşmenin bir gereği olarak daha fazla bayan sürücüler görmek istiyorsak, toplumsal bakış açımızı değiştirmeliyiz. Kadınlara yeterlilik konusunda her platformda cesaret vermeliyiz.
Schunk (1990)’a göre yeterlik inancı, insan davranışlarının en önemli yordayıcısıdır. Bireyler bir görevi gerçekleştirmek için gerekli yeteneğin ve denetim gücünün kendilerinde bulunduğuna inanırlarsa, bu görevi seçmek için daha istekli olur, bu konudaki kararlılıklarını dile getirir; gereken davranışları sergilerler (Sharp, 2002).
Bayanlar, otomobil sürebilme yeterliliğine sahiptirler. Türkiye’nin modernleşmesi kapsamında bu görev erkelere düşmektedir. Trafikte daha çok bayan,daha modern bir Türkiye için herkes taşın altına elini sokmalıdır.
*Oktay ÇELİK / Motosiklet Eğitmeni / Baş komiser
Güzergahlar
| Ataşehir Bostancı Beykoz Bakırköy | Bahçelievler Bahçeşehir Beşiktaş Etiler | Fatih Kadıköy Kartal Maltepe | Levent Şişli Taksim Sarıyer Üsküdar |